“Gençlerin okudukları her şeyi sınamalarını, elemelerini sağlayın; salt iyi niyetle ya da otoritenin etkisiyle hiçbir şeyi benimsememelerine çalışın. Gençlerin olabildiğince çok sayıda düşünceyle yüz yüze gelmesi gerekir. Yeteneği varsa, seçimini yapacaktır, yeteneksizse kuşkular içinde kalacaktır. Yalnızca başkalarını izleyen ise aslında hiçbir şey izlemez, hiçbir şey bulamaz ve zaten aradığı herhangi bir şey de yoktur.”
Montaigne
Değerli Öğretmenler;
YENİLİKÇİ TARİH ÖĞRETİMİ ETKİNLİK ÖRNEKLERİ kitabı, Türkiye ve yurtdışından uzmanların, akademisyen ve deneyimli öğretmenlerin katılımıyla üç yıla
yakın bir süre boyunca sürdürülen ortak çalışmanın bir ürünü. Çalışmanın katılımcılarının, tarihe ve tarih öğretimine bakışlarının pek çok ortak yanı var. Onlar, sınıflarını birer keşif sahası, birer tarih laboratuvarı haline getirmekten duydukları mutlulukla, tarih derslerinde başarılabileceklerin listesini oldukça uzun tutuyorlar. Demokratik yaşamdan barışçılığa, eleştirel düşünmeden, insan, vatan ve millet sevgisine, yaratıcı düşünmeden empatiye, doğal ve tarihi varlıkların korunmasından karşılıklı saygı ve kabule, tarafsız dil kullanımından kültürler arası diyalog ve çok kültürlüğe kadar insanın yeryüzündeki varoluşunu anlamlı kılabilecek her nitelikli amaç, onların tarih derslerine yönelik beklentiler listesinde var. Onlar, bizi dinlemekle, sorduklarımıza cevap vermekle hatta “düzgün oturmakla” mükellef öğrencilerin bizlere göründüklerinden daha fazla olduklarının; kendi özel dünyalarında karşılaştıkları sorunları çözdüklerinin, kendi değerler sistemlerini oluşturmaya çalıştıklarının, geliştiklerinin farkındalar. İnsanın, kendi anlam dünyasını yaratmadan yapamayacağını ve öğrencilerimizin bizler görmesek de kendi özel dünyalarının var olduğunu ve bu dünyayı tıpkı bizim yaptığımız gibi insanlığın soylu değerlerinden bir ya da birkaçını öne çıkararak tezyin ettiklerini biliyorlar. Onlar zamandan, dünyanın hallerinden şikayetçi değiller. Tam tersine, önlerine çıkan meydan okuyucu ister yeni ve şaşırtıcı bir bilinmez olsun ister ısrarla sürdürülen kanıksanmış hatalar olsun, onlar için meslek algılarını bir kez daha ölçüp biçmelerini gerektiren birer ilham kaynağı. Onlar öğrencilerinin, dünya yüzünde henüz dolaşmaya başlamış, bizlerden daha “yeni” insanlar olarak benzer meydan okuyucularla, benzer hatalarla karşı karşıya olduklarını biliyorlar. Yıllardır inanç ve hevesle yaptıklarının, belki de, bu yeni insanların varolma potansiyellerine katkı sağlamadığını, onları, izlerin de çoğu zaman içinde bulunduğumuz çaresizlikleri, kendi kendini kandırmaları, tek yanlılıkları, bocalamaları kabule hazırlamaktan başka bir şey olmadığını cesaretle dile getiriyorlar. Onlar, seksen dakika boyunca ağızlarından çıkan her kelimenin genç insanlar tarafından hasretle dinlendiğini ve sorgusuz sualsiz birer ahlâki kabule dönüştüğünü düşünmüyorlar. Onlar kendilerini, yüzlerce yıllık dönemleri, onbinlerce insanın yaşadığı çok boyutlu dönüşümleri, karmaşık neden-sonuç ilişkilerini, siyasi, ekonomik ya da etik açmazları bir derste “anlatacak” kadar yeterli görmüyorlar. “Olmadığını” kabul ediyorlar. Öğrencilerini gerçekte anlamadıkları şeyleri tekrara zorlamanın, hoşa gitmeyen soruları sormalarını men etmenin, onları hayat karşısında daha güçsüz kılacağını derin bir endişeyle görüyor; bir şeyler yapmaya çalışıyorlar ve Türkiye’de kendilerine benzeyen pek çok öğretmenin bulunduğunu biliyorlar.
Bu kitap, işte bu uyanışların ve çabanın ürünü. Tarih gibi, kimliklerin, tarafgirliklerin, inançların, ideolojilerin, suçlamaların, inkârların, varoluş reflekslerinin orta yerde düğümlenmesinden oluşan bir alanda, metodolojik yeterliliğin yukarıda anılan düğümü oluşturan her ögenin içerdiği ve zorunlu olarak doğuracağı pek çok problemi çözeceğini iddia ediyor. Tarihin, bir yaşam deneyimi olarak, içerdiği bütün imkânlarla sınıfa taşınmasını ve öğrencilerin onu kendi hayatları için bir deneyim kaynağı olarak kullanabilmelerini amaçlıyor. Kitabı hazırlayan yerli, yabancı uzmanlar ve uzman öğretmenler, bu amaçla pek çok farklı etkinlik oluşturdular. Bu etkinlikler aslında öğrencilerin bizatihi yaşayacakları epistemolojik deneyimler. “Ağır” bir tarih dersinin sonunda biraz da eğlenmek ya da eskilerin deyişiyle “öğrendiklerini pekiştirmek” amacıyla yapılan uygulamalar değil. Her etkinlik ele aldığı konunun ve amaçladığı becerinin içeriğine uygun yazılı, sayısal ya da görsel kanıtlar ve bunları işlevsel kılacak özl uygulamalar içeriyor. Bu kanıtlar kâh birbirleriyle çelişiyor kâh birbirlerini bütünlüyor. Kâh özellikle boşluk bırakıyor kâh bir boşluğu tamamlıyor. Öğrencileri, kimi zaman tek başlarına kimi zaman gruplar halinde bu kanıtları incelemeye hatta yaşamaya zorluyor. Bu yönüyle her biri bir öğrenme
ve yaşama deneyimi sunuyor.Bu etkinlikler aynı zamanda Türkiye Avrupa Birliği ilişkileri arasındaki diyaloga katkı yapması açısından da önemsenmelidir. Tarihsel bilgi bütünsel ve çok boyutludur. Bu nedenle Türk tarihi dünya ve Avrupa tarihi ile ilişkilendirilmeye çalışmıştır. Dünya ve Avrupa tarihi ile Türk tarihi arasındaki karşılıklı etkileşim kullanılan kaynakların farklı perspektiflerden seçilmesiyle vurgulanmıştır. Kitap kabaca dört bölüme ayrıldı. Kabaca çünkü, ne bilgi ne de beceriler birbirlerinden keskin sınırlarla ayrılamıyorlar. Genişliğinden ve kapsayıcılığından ötürü Eleştirel Düşünme bölümünde, diğerlerine oranla daha fazla etkinlik bulunuyor. Çoklu Anlatı, Tartışmalı Konular ve Yaratıcı Düşünme bölümler, bu kavramların genel bir çerçevesini çizecek kadar işlendi. Bununla birlikte etkinlikler, içinde yer aldıkları bölümlerin özelliklerini ağırlıklı olarak taşıyorlar. Yine de bölümler arasında çok belirgin içerik ve işleniş farkları bulunmuyor. Bütün etkinliklerde özellikle tarafsız dil kullanımına, farklı bakış açılarından kanıt ya da görüşler bulunmasına dikkat edilmesi bölümler arasındaki ayrımların esnek olması sonucunu doğurdu. Çoklu Anlatı bölümünde, büyük tarih anlatılarının doğurduğu anlam boşlukları, küçük insan hikâyeleriyle doldurulmaya çalışıldı. Bu hikâyelerin seçiminde siyasi anlatıların görmezden geldiği insani sonuçlar ve yine o anlatının içinde yer bulamayan çocuklar, göçmenler gibi kimi gruplar gözetildi. Bu bölümde toplam yedi etkinlik bulunuyor. Sınıfta tarih oyunu.
Tartışmalı Konular bölümünde, meslekten tarihçilerin “tartışmalı” bulduğu konulardan özellikle kaçınıldı. Buna karşılık, konulan örnekler kendi içlerinde tartışmalı olma özelliği taşıyorlar. Bu örneklerle tartışmalı konuların öğretimine ilişkin örnek uygulamalar verildi. Tartışmalı konunun taraflarının kanıt ve argümanları karşılıklı olarak sunuldu ve öğrencilerden teker teker yada gruplar halinde bunlar üzerinde çalışmaları istendi. Bu bölümde toplam beş adet etkinlik bulunuyor. Eleştirel Düşünme bölümünün en geniş bölüm olmasının nedeni, öğretilebilir bir beceri olarak eleştirel düşünmenin aslında bütün diğer bölümleri de bir ölçüde kapsıyor oluşu. Bu bölümde öğrencilerin ilke ve genellemeler türetebilecekleri, kararları sorgulayacakları, sınıflamalar ve ayrıştırmalar yapabilecekleri, ilgili bilgiyi ve kanıtı ilgisizden ayırabilecekleri, olgu ve görüşleri ayrıştırabilecekleri, farklı bakış açılarını sorgulayabilecekleri etkinlikler yer alıyor. Çalışmanın omurgasını bu bölümün oluşturduğu söylenebilir. Bu bölümde toplam onbeş etkinlik bulunuyor.

Come and join a multi-facetted event and contribute to shaping the face of contemporary history education. Learn, inspire, share, develop and listen with 200 peers and experts. Use this chance to see education from manifold perspectives and profit from taking part in this multinational event. Offer your own workshop, highlight your own teaching material, listen and participate. Our Annual Conference is a unique professional training open to history, citizenship and social studies educators from Europe and beyond. Turkey has witnessed at least 6000 years of civililzations, that is at the crossroads of East and West, and that is on the path to joining the European Union. One can explore many fascinating cultures ranging from the ancient settlements of the Nevalı Çori, Göbekli Tepe and Mersin to the Hittite, Phrygian, Lydian and Ionian cultures until the Hellenistic, Roman, Byzantine and Ottoman Empires and the modern contemporary Turkish history. EUROCLIO and the Association of History Educators in Turkey offer a unique insight into the challenges of teaching history in Turkey today, offering room for debates and reflections. There will be a unique opportunity to discuss these challenges with Turkish History and Social Science Educators from all levels and regions. Since 2007 EUROCLIO has engaged with Educators in Turkey in different projects, including study visits, network meetings, professional in-service training and finally the production of innovative teaching material. The recent publication and website of the latest EUROCLIO/Matra Project “A Key to Europe: Innovative Methodology for Turkish School History” will offer a central theme. In addition, visits to a wide range of schools in the Antalya region will help us explore the theme of social studies. The magnificent heritage in this area opens a window to reflect on these six millennia of change and continuity. Every investigation into History offers a specific perspective on it. In our conference themes, we celebrate the multiperspectivity of history as we look at it through different lenses.
EuroClio Hakkında
Tarih, Avrupa
’da farklı ülke ve insanların karşılıklı anlayış içerisinde olmasını güçlendirmekte ve demokrasiyi sağlamada ve kurmada büyük rol oynamaktadır. Aynı zamanda tarih eğitimi çoğunlıkla politik propaganda, nefret ve kinin bir gereçi olarak da kullanılmaktadır. 1989’da Demir Perdenin yıkılmasının ardından Avrupa’da tarih eğitimi ve tarih yaklaşımları ile kapsamı tamamen değişmiştir. Yeni eyaletler geçmişin yeniden yorumlanmasını istedi ve tarih ile tarih eğitiminin, milli kimlikleri biçimlendirmek yönünde alması gereken rol hakkında sorular sorulmaya başlandı. Avrupai boyutta tarih eğitimi birçok ülkede aniden gelecek için önemli ve olası hale gelmiştir. Doğu ve Batı arasında yenilenmiş iletişim, Avrupa’da bütünlemeyi, barışı ve istikrarı destekleyecek bir tarih eğitiminin pekiştirilmesine fırsat tanımıştır. Avrupa Konseyi tarafından desteklenen 14 ülkenin delegeleri, 18 Tarih Öğretmenleri Kurumlarını temsilen, 1992 yılında EUROCLIO’nun (Tarih Eğitmenleri Avrupa Kurumu) kurulması kararı aldı. Bu organizasyon tarih öğrenimi ve öğretiminin bilgi alışverişi ve profesyonel deneyim yöntemleri ile gerçekleşmesini desteklemektedir. 1993 yılında EUROCLIO resmi olarak kurulmuştur. EUROCLIO birkaç senedir hızla büyümektedir ve 2005’te EUROCLIO 46 (büyük oranda) Avrupa ülkesinden 60 üye organizasyonu temsil etmektedir. EUROCLIO, Avrupa Konseyi ile İstişare statüsünde, Liyezon Komitesi Bağımsız Organizasyonlar üyesi olarak tanınmaktadır.
web: http://www.euroclio.eu