Adaletin Torunu / Ayhan YÜCEL

   A  d  a  l  e  t  i  n      T  o  r  u  n  u

 

II. Halife Hz. Ömer, gece Medine’de gezerken bir evden gelen sesleri işitmiştir. Sattıkları süte annesinin su karıştırmasına sinirlenen bir kızın sesidir bu. “Halifenin süte su katılmasını yasakladığını” savunmaktadır. Hz. Ömer hemen oğlu  Asım’a bundan bahsedip bu kızla nikahlanmasını istemiştir. Böylece hayırlı bir neslinin olacağını söylemiştir. Asım babasının dediğini yapıp o kızla evlenmiştir. İşte bu kızdan doğacak Ümmü dünyaya gelir. Dürüst kadının kızıyla da Abdülaziz evlenir ve onunda 680’de Ömer b.Abdülaziz  adlı oğlu olmuştur.

 

Ömer’in babası Abdülaziz, uzun sürer Mısır valiliği yapmıştır. Ömer, hayatının büyük bir kısmını Medine’de geçirmiş, iyi bir tahsil ve terbiye almış, babasının ölümüne kadar orada kalmıştır (714). Babasının ölümüyle Halife Abdülmelik O’nu Dımeşk’a getirtip kızı Fatımâ ile evlendirmiştir.

 

Dönemin Emevi halifelerinden Abdülmelik bin Mervan, oğlu Mesleme ile yeğeni Ömer bin Abdülaziz’i İstanbul’a sefere gönderince, Sinop ve Kastomonu’yu fethedip İstanbul surlarına dayanmışlardır. Bizans’tan tavizler sağlayıp Karaköy’de cami (bugünki Arap Camii) yaptırma hakkını almışlardır. Ömer halife olduğunda da, kendisinin 3. Müslümanların 5. seferini yapmıştır. Bu seferler sonunda Müslümanlar Galata’yı ele geçirmişlerdir.

 

Ömer bin Abdülaziz, alim bir kişidir ve tüm hocaları O’na pek bir şey öğretmediklerini ve tersine O’dan öğrendiklerini söylemiştir. İmam Muhammed Bakır, Ömer bin Abdülaziz için Her kavmin bir necibi vardır. Ümeyye oğullarının necibi ise Ömer bin Abdülaziz’dir. Allah O’nu kıyamet gününde tek başına bir ümmet olarak diriltecektirşeklinde övgüyle söz etmiştir.

 

Ömer halife olunca hilafet atları hizmet için getirilmiş ama O, binmemiştir. Hilafet otağındakileri de rahatsız etmemiştir. Ömer, önceki halifelerin tersine -anne tarafından dedesi Hz. Ömer’in yolundan- yani adalet yolundan gidince, bu uygulamalarından rahatsız olan akrabaları ve haleflikten atılma korkusu yaşayan Yezit Ömer’i zehirlesin diye adam tutmuştur.

 

Ömer    Bin    Abdülaziz’ İn    Valilik Yılları

 

Ömer bin Abdülaziz, halife Velid tarafından 706 yılında Hicaz valiliğine tayin edilmiş, bunu üzerine doğup büyüdüğü şehre gelerek yerleşmiştir. Genellikle keyfî bir hüküm süren valilerin aksine, şehre geldiğinde hadis bilen on dindar kimseden oluşan bir meclis kurmuştur. Bütün önemli işleri burada görüşüp karara bağladıktan sonra uygulamıştır. Bu on kişiye, memurları kontrol etme yetkisi de vermiştir.

 

Medine O’nun adil idaresiyle, Türk yurtlarının valisi Haccac’ın zulmünden kaçanların sığınağı haline gelmiştir. Bu yüzden Haccac’la arası açılmış, Haccac’ın isteğiyle Ömer, Hicaz valiliğinden alınmıştır (711-712). Ömer itibarını kaybetmemiş Abdülmelik b.Mervan tarafından halife olarak vasiyet edilmiştir.

 

Ömer Bin Abdülaziz’in Halifelik Yılları

 

Halife vasiyeti Vezir Recâ tarafından açıklanınca, başta Ömer bin Abdülaziz olmak üzere herkes şaşırmıştır. Ömer bin Abdülaziz’in adı hilafet fermanında okunduğunda “Vallahi, ben bu işi asla Allah’tan istememiştim” demiştir. Vezir Recâ’nın desteği ile biat alınmıştır. Halifenin vasiyeti ortaya çıkınca Abdülmelik’in iki oğlu Yezid ve Hişam itiraz etmişlerdir.

 

          Ömer halife seçildiğinde, büyük hukukçu Salim’us-Sûddî ile aralarında şu konuşma geçmiştir:

ðÖmer   : Hilafetim, seni sevindirdi mi, üzdü mü?

ðSûddî   : Halk için sevindim; ama senin adına üzüldüm.

ðÖmer   : Nefsimin helakından korkuyorum.”

ðSûddî :Korkuyorsan çok iyi.Ben korkmamandan endişeliydim.

ðÖmer   : Bana bir öğüt ver!”

ðSûddî   : Unutma; Hz. Adem, bir günah için Cennet’ten çıkarıldı.

 

Ömer   Bin   Abdülaziz’in   İlk   Hutbesi

 

“Ey Nâs!. Kuşkusuz Kur’an’dan sonra Kitap, Muhammed (S.A.V.)’den sonra peygamber yoktur. Bilesiniz ki, ben hakim değil infaz ediciyim. Kanun koyucu değil tâbiyim. Ben sizin hiçbirinizden daha hayırlı değilim; üstelik içinizde yükü en ağır olan kişiyim. Şurasını iyi biliniz ki, Allah’a isyan hususunda kula itaat edilmez.”

 

Makama halkın isteğiyle değil vasiyetle seçildiği için sevinememiştir. Üzüntüsünü minberde iken halka söyleyince halk  “biz seni seçiyoruz” demiştir. Böylece halkın seçimiyle iş başına gelmiştir artık.

 

 ÖMER  BİN  ABDÜLAZİZ’İN “EHLİ BEYT”E   YAPILAN HAKARETİ DURDURMASI

 

İslam dünyasında ve çoğu kaynakta “Beşinci Halife ve II. Ömer” diye anılmıştır. Ömer bin Abdülaziz’in çok önemli uygulamalarından birisi de Ümeyyeoğullarının yani Emevilerin, minberde “Hz. Ali’ye yani Peygamber Efendimiz (SAV)’in kızı Fatıma-tül Zehra tarafından nesline hakaret etme ve sövdürme” adetine son verdirmesidir. Tüm şehirlere mektup yazarak bunun kaldırılmasını emretmiştir. Ömer’e bunu fark ettiren çeşitli hadiselerin rivayetleri vardır.

 

Ömer, Medine’ye vali tayin edildiğinde orada alim bir zat olan Ubeydullah b.Abdullah b.Utbe b.Mes’ut bulunmakta idi. Emevilerin Hz. Ali hakkında söylediğinin benzerini Ömer’inde söylediğini Ubeydullah’a bildirmişlerdir.

 

Ubeydullah’la Vali Ömer arasında şu olay gerçekleşmiştir:

ðUbeydullah: Allah kendilerinden razı olduğu halde Bedir

ve Biatü'r-Rıdvan ehline gazaplanmayı ne zaman öğrendin?

ðÖmer :  “Böyle bir şey yapmadım”

ðUbeydullah: “Peki, Ali hakkında bana ulaşanlar nedir?”   

ðÖmer :(utanarak)“Allah affeylesin senden de özür dilerim”

 

Bu olaydan sonra o güne kadar uygulanan adeti terk etmiş ve hutbede “Ehli Beyt”e hakaretin yerine Nahl Suresi 90. Ayetin okunmasını  emretmiştir. Şüphesiz ki Allah, adaletli davranmayı, iyilikte bulunmayı ve akrabalara yardım etmeyi emreder. Fuhşu, kötülüğü ve zulmü yasaklar. Allah sizlere  düşünüp yapmanız için öğüt verir”.

 

Ömer’in bu uygulamasıyla ilgili kendisinden rivayet edildiğine göre “Hutbede Ehli Beyt’e hakaret edilirken,

Hz. Ali’nin” (R.A) adının zikredildiği yere gelince Ömer’in babası Abdülaziz kekeler ve dili tutulurmuş. Ömer, babasına niçin öyle yaptığını sorduğunda şu cevabı almıştır:

 

“Oğulcağızım! Bilesin ki, Ali bin Ebü Talip hakkında bizim bildiklerimizi halkımız bilse, bizden ayrılıp O’nun çocuklarına tâbi olurlar.” Ömer halife olunca Hz. Ali’ye lanetlemeyi kaldırarak Nahl Suresi 90. ayetin okunmasını sağlamıştır. Böyle uygulamalarıdır ki, Ömer bin Abdülaziz’i II. Ömer ve Beşinci Halife unvanına kavuşturmuştur.

 

Devlet Adamlığına Düşmanını Bile Hayran Bıraktı

 

“Bir insanın, yoksulluğu dolayısıyla, dini bir yaşantıyı seçmesi, dünyadan el-etek çekmesi çok kolaydır. Çünkü zor terkedeceği bir dünya malı sahipliği yoktur. Fakat bu halife gibi, dünyanın en büyük devletinin yöneticisi için aynı şeyleri söylemek mümkün değil. O’nun elindeki hazinelere rağmen, bunların hiçbirine aldırmayıp, sıradan bir fakirin yaşantısına sahip çıkmasına hayran olmamak doğrusu elden gelmiyor” sözleri Ömer vefat ettikten sonra, O’nun hayranı olan Roma imparatoru tarafından söylenmiştir..

 

ÖMER BİN ABDÜLAZİZ’İN FARKLI UYGULAMALARI

 

Ömer halife olunca ne selefleri (daha öncesinde) ne de halefleri gibi sıradan bir Emevi halifesi olmamış, tam tersine “Dört Halife Dönemi”ni yaşamış ve yaşatmıştır. Dünya zevklerini öven şairler, O’nun zamanında değer görmemiştir.

 

Valileri değiştirip yerine yenilerini getirmiş, böylece zulümleri durdurmuştur. Emevi halifelerinden adaletiyle ün salmış Ömer bin Abdülaziz, bu özelliğini dedesi Hz. Ömer'den almış olmalıdır herhalde. Kendisine hediye edilen iki sepet elmanın bile nereden ve nasıl geldiğini araştıran titizliğiyle, adını tarihe II. Ömer olarak yazdırtmıştır. Bu unvan “Hz. Ömer’in adaletine sahip ikinci hükümdar” anlamında kullanılmıştır.

 

Emevilerin hukuk dışı olarak el koyduğu, Hz. Ali ve Talha’nın mallarını varislerine  geri vermiştir. Kayınbiraderi Velid’in hediye ettiği yüzüğü “Ümeyyeoğullarının gasp edip dağıttığı hediyelerdendir diye Beytü’l-Mâl’a geri göndermiştir. Zulme uğrayanlar bir bir halifeye gelip uğradıkları haksızlıkları ispat edince, yol masraflarını bile Beytü’l-Mal’dan ödetmiştir.

 

Ömer, halife olunca İstanbul’u kuşatan Mesleme’ye kış kötü geçtiğinden geri dönme emri vermiştir. Maveraünnehir’de de Kuteybe’nin askerî harekatını durdurtmuştur. Mesleme’nin 717’de İstanbul’u kuşatmaya gitmesi üzerine, Hazarlar Ermeni ve Azerbaycan bölgesine girmişlerdir. Müslümanları esir alması ve katletmesi sebebiyle Halife Ömer, Hatim b. Nu’man’ı Hazarlara karşı göndermiştir. Hatim, Hazarlar’ı mağlup etmiştir. Ömer’in asker göndermesindeki gaye, fetihten ziyade Hazarlar’a gözdağı vererek bu gibi akınların tekrarını önlemektir. Endülüs’teki (İspanya) birlikler de, Preneler’i geçip Fransa içlerine kadar ilerleyip bol miktarda ganimet ele geçirmişlerdir. Narbonne’un zapt edilişi Halife Ömer zamanında olmuştur.

 

Halife Ömer bin Abdülaziz, İslamiyet’i yaymayı fetihlerle değil daha ziyade barışçı heyetlerle düşünmüş ve bu şekilde uygulamaları olmuştur. Ayrıca bir mektubunda valiye “Hz. Muhammed’in İslam’a davet edici olup, bir vergi memuru olarak gönderilmediğini; Müslümanlardan zekat alınır cizye değil” diyerek İslam’a davetin nasıl olacağını perçinlemiştir.

 

Daha önce fethedilmiş olmasına rağmen Türk yurtlarındaki hükümdarlar, Haccac’ın Müslüman olsalar bile onlardan vergi alması neticesinde İslấm’a pek yanaşmamışlardır. Horasan valisi Cerrah bin Abdullah, Horasanlı Türklerin Müslümanmış gibi göründüklerini ve sünnetsizliklerini ileri sürerek cizye almıştır. Halife Ömer, valiye yazdığı mektupta “Hz.Muhammed’in İslam’a davet edici olup bir sünnet memuru olarak gönderilmediğini” söyleyince Horasanda cizye alınmaktan vazgeçilmiştir. Hatta kafirlere karşı savaşmış Horasanlı Türkleri, Arap savaşçılar gibi vergiden muaf  tutturmuş hem de Türklere maaş verdirtmiştir.

 

Yezid b. Muhalleb, övünmek için Cürcan’daki ganimeti fazla bildirmiş, beşte birini devlete ödemesi istenince de ödememiştir. Ömer, uygulamalarından dolayı sevmediği Yezid’i hapsettirmiştir. Aynı şekilde Basra, Cezîre, Sind ve Endülüs’teki valileri de değiştirip güvendiği dürüst kişileri görevlendirmiştir.

 

Güvendiği kişileri de tam serbest bırakmamıştır. Her işte kendisini sorumlu hissetmiştir. Amacı, iktidarın güçlenmesi değil, adaleti hakim kılmak olmuştur. Adaletin temsilcisi kadılar, O’nun zamanında müstakil ve iyi mevkilere kavuşturulmuştur. Ömer bin Abdülaziz’in zamanında zekat müessesi öyle düzenli işlemiştir ki, zenginler fakir bulamaz olmuş, Beyt’ül-mal zekat kabul etmeye mecbur kalmıştır.

 

Halife Ömer, büyük bir kültür faaliyetine girişmiştir. İslâm dünyasında Peygamberimiz (SAV)’in hadislerinin toplanması O’nun emriyle olmuştur. Daha önceleri dağınık bir şekilde bulunan hadislerin toplanması için ilk defa valilerine emirler yazan O’dur. Halife Ömer, Hz. Peygamber (SAV)’e o kadar düşkündür ki, çöldeki insanlara da hadisleri öğretsin diye görevliler göndermiştir. Peygamberimiz (SAV)’in hadislerinin her yerde öğrenilmesini sağlamıştır. Hadis öğrenme ve ilim için  kendini vakfedenlere 100 dirhem bağlattırmıştır.

 

Hz. Ebu Bekir zamanında, Peygamberimiz (SAV)’in Fedek Arazisi Beytü’l-Mal’a alınmış ve zamanla Emevilerin eline geçmiştir. Halife Ömer bu hurmalığı Peygamberimiz (SAV)’in kızı Fatıma’ya geri verdirtmiştir. Hz. Fatıma “Eğer Ömer yaşasaydı biz hiçbir şeye muhtaç olmazdıkdemiştir.

 

Ömer, haksızlıklardan şikayetçi olan Semerkantlılar için valiye yazdığı mektupta, “Kuteybe onları topraklarından çıkartmış, mektubum sana geldiği zaman onları Kadı’nın huzuruna götür. Davaları görülünce, eğer halk lehine hüküm verirse, onları Kuteybe'nin çıkarttığı eski yerlerine oturt” demiştir. Kadı, Semerkantlıların eski  yerlerine dönmelerini kararlaştırınca, vali onlara eski yerlerini vermiştir.

 

Haricilerin dinden döndükleri ve asileştikleri haberi gelince Ömer, “ordu değil ikna ile yaklaşın” emri vermiştir. Irak valisine şu mektubu yazmıştır:

 

“Onları tahrik etme, eğer kan döker ve yeryüzünde fesat çıkarırlarsa o zaman böyle yapmalarına mani olmak için harekete geç. Dini bakımdan akıllı bir adam bul, onlara gönder. Onunla beraber bir askerde gönder. Benim sana emrettiklerimi sende ona emret'” demiştir. Bir mektupta asilerin liderine yazınca, haricilerden iki kişi halifeyle münazara için görevlendirilmiştir. Münazara sonunda elçilerden biri Ömer'in adaletine şahit olup O’nun yanında kalmış ve kendisine ikramda bulunulmuştur.

 

Halife Ömer, eşi Fatıma’dan ziynet eşyalarını Beyt’ül-Mal’a vermesini isteyince O’da hemen kabul etmiştir. Ömer bin Abdülaziz ölünce Fatıma’nın  kardeşi Yezit, ziynet eşyalarını geri vermiş, fakat Fatıma kabul etmeyince Yezit ziynet eşyalarını kendi ailesine vermiştir.

 

Ömer bin Abdülaziz, ülkesindeki Kitap Ehli olan Gayr-i Müslimlere, yeni ibadet yerleri açmamaları kaydıyla eski ibadethanelerinde onları serbest bırakmıştır.

 

Ömer, alıştıkları üzere Beytül Mal’den eşya isteyin akrabalarına karşı çıkmıştır. Ömer’in halası bu durumdan O’na zarar verirler diye kaygılanmış ve kendisini aracı tutan Emevilere “Ömer b.Hattab’ın neslinden kız alırsanız böyle olur O’da adalette Ömer’e çekmiş” demiştir. “Ölümü sıkça an! Geçimde daralırsan, seni rahatlatır; bolluk içerisindeysen de seni daraltır” sözü O’nun kişiliğinin özetidir adeta.

 

Hak ve adalet için farklı uygulamaları olan Ömer’in halefi Yezit, kendisinin haleflikten çıkarılması korkusunu taşıdığı için Ömer’i zehirlemesi için adam görevlendirmişti. Bir süre sonra Ömer bin Abdülaziz rahatsızlanmıştır. Ölüm döşeğindeyken kayınbiraderi Mesleme ziyaretine gelmiş ve Ömer bin Abdülaziz’in sırtındaki kirli gömleği görünce “Halifenin esvabını yıkayınız” demiştir. Sonra geldiğinde yine kirli gürünce “emrettiğim halde neden yıkanmadı deyince, kardeşi Fatıma “Vallahi başka gömleği yok, çıkarınca onu giydirip bunu yıkayayım” demiştir. Halife Ömer hep mütevazı bir yaşam sürmüştür.

 

Ömer (R.A) 20 gün hasta kaldıktan sonra 9 Şubat 720’de, halife seçimini istişare sistemine çeviremeden vefat etmiş ve Halep yakınında Deyr Sim’an’a defnedilmiştir.

 

Abbasiler iktidara geldiklerinde, kızgın oldukları tüm Emevileri kinle öldürürken ve ölülerinde mezarlarını bile yıkarken, Ömer bin Abdülaziz’in kabrine dokunmamaları, O’nun o devirde bile sahip olduğu itibarı göstermiştir.

 

Yezit halife olunca sesi hoş Sellamame ve güzel yüzlü Habbabe’le Dünya zevklerine dalmıştır. Ömer’in tüm uygulamalarına son vermiştir. Cariyesi Habbabe’nin ölümünden bir hafta sonra Yezit’te ölmüştür.

                                   

Ayhan YÜCEL

Tarih  Öğretmeni

Sponsorlar

8 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

www.etarih.com Tarih, Edebiyat, Sanat, Kültür, Fikir, Dünyası

Tarih Öğretmenlerine ve Tarih Öğrenenlere Kaynak

iletisim@etarih.com +90 505 407 68 74