TARİHÇİ BASİRETİ
Tarihçi-Yazar Değerli Dostum Sayın Erol KÖMÜR tarafından kaleme alınan “Osmanlı Devleti Enderun Mektebi’nde Eğitim Sistemi ve Türk Eğitim Sistemine Etkileri” adlı eseri okumuş olmanın hazzıyla kaleme alınan bu satırların yazılışı sırasında eser hakkında dile getirilecek fikir demetini oluştururken ilgili eserin her bir bölümü, başlığı hatta paragrafından ayrılarak dimağa gelen huzmeler arasından zorlanarak seçebildiklerimden oluşan bu değerlendirme, her ne kadar bir ecdat deyimiyle “Ağyarını mani, efradını cami” bir şekilde yapılmaya çalışılsa da, içtenlikle dile getirilmektedir ki, yine de eseri tam anlamıyla ifade etmeye yeterli gelmeyecektir. Müellif tarafından önsözde, zaman içinde geçen yaşam macerasına atıfta bulunmak adına geride bırakılan çizgiler betimlenirken, bazı çizgilerin -belki rüzgara benzetilen- zaman yolculuğunun velveleleri arasında silinip gittiği, bazı çizgilerin ise -kim bilir taşımış oldukları niteliklerden dolayı- zamanın tüm acımasızlığına rağmen varlığını koruduğu ve Tarihçinin görevinin de “Objektif Tarihçilik” anlayışının gereği olarak, -fazladan bir şey katmadan veya bir şey eksiltmeden- silinmeye yüz tutmuş bu çizgileri belirginleştirmek olduğuna vurgu yapıldığı anlaşılmaktadır.
Önsözde ifade edilen bu fikir tohumlarının, ilerleyen bölümlerde birer goncaya dönüştüğü, sonuç kısmında da endamı, rengi ve kokusuyla büsbütün tecessüm ettiği görülmekte ve bu tutarlı çizginin eserin geçerlilik ve güvenilirlik kat sayısına da ivme kattığı gözlemlenmektedir. Eserde öne sürülen hipotez, aynı zamanda bu eserin adını oluşturmaktadır. Günümüz bilim dünyasında bir konu veya örüntü hakkında ileri sürülen öneri veya hipotezlerin bir ön kabulün veya temenninin ötesine geçemediği, dolayısıyla da bir üst sınıf diyebileceğimiz “Teoriler zümresi”ne katılamadan tükendikleri kolayca görülmektedir. Bu durumun gerekçesi olarak da kısaca “ispatlanamama” fenomeni dile getirilmektedir. Değerli müellifin kaleme aldığı bu eserin bir hipotez olma vartasını gerilerde bıraktığı -kendi deyimine nazire yapılacak olursa -bir çizgi meydana getirdiği- eserin tetkikinden anlaşılmaktadır. Teori haline geldiğinde ve ispatlanmış bir teze dönüştüğünde şüphe olmayan bu eserin, uzun yıllar boyunca bilim dünyasında tartışılacak ve kamuoyunun aydınlanmasına katkıda bulunacak bir sürece doğru yol aldığı düşünülmektedir. Enderun Mektebinin; oluşum evreleri, kurum içi uygulamalar ve meydana getirdiği sonuçlar bakımından incelenip bütün ihtişamıyla gözler önüne serildiği ve söz konusu kurumun, Cumhuriyet tarihinin arifesinden başlayıp çağdaş dönem eğitim-öğretim kurumlarına ilham verişi sade bir dille ve 5N 1 K yöntemiyle anlatılmaktadır. Eser, okuyucularına zaman zaman bir makaleler topluluğu hissi; kimi zaman bir denemeler demeti kanaati vermekte olup müellifin akıcı üslubuyla anlatılan teknik bilgiler bile okuyucu için sıkıcılıktan uzak ve tatmin olma hissiyle baş başa oluş keyfi yaşatacak bir incelikle sunulmaktadır. Silinmeye yüz tutmuş çizgiler ise, bir yandan belirginleştirilirken, öte yandan yeni çizgilere bağlanarak, tarihi tecrübelerin devamlılığının, başarı olgusundaki önemi vurgulanmaktadır. Üstün yeteneklilerle ilgili olarak atılacak adımlarda ülke vizyonunun doğru belirlenmesi ve isabet kaydedilmesi için değerli tecrübelere dayalı bir tavsiye niteliği de taşımakta olan bu eserin, bundan sonra yapılacak bu çaptaki çalışmalara temel teşkil etmesini ve başarılı çalışmalarının devamını temenni eder; değerli dostumu canı gönülden tebrik ederim.
17 Şubat 2011
İstanbul BİLSEM