Ayna ve Ermeni Meselesi
1999’un Nisan’ı, Erzurum. Tema Bilgisayar’daki kursum bitmiş eve dönüş hazırlıkları yapıyorum. Hafta gündemi Ermeni meselesi. Haftanın gündemi mi? Komple bir ayın, bir yılın hatta son yüzyılın problemi. Soykırım yapıldı, yapılmadı. Ermeni tarafından bakınca Türkler soykırımcı, Türk tarafından bakınca teba-i sadıkanın ihaneti. Hem de nasıl ihanet? Soykırım yanında ucuz kalıyor.
Devlet-i Ali Osman tarihin yapraklarına gözlerini yummuş, yeni cumhuriyet Kars, Moskova antlaşmaları ile Ermenilerle problemini halletmiş gibi. Üstüne bir de Lozan’da azınlıklarınızı tanımlamış bir nevi dosya kapanmış gibi! ', '
Neyse biz yine 1999’a dönelim. Eriyen karların ardından güneşli, ıslak Cumhuriyet Caddesi. Lala Paşa Camiinin bahçesinden geçip Cumhuriyet caddesine çıkıyorum. Akşamın habercisi ayaz güneşe meydan okurcasına herkesin yakalarını yukarı kaldırmayı başarmış. Birazdan saçaklardan düşen damlalar kesilir. Damlalarla birlikte hayatın ritmi de susar.
Haftalık bir kitap ve bir film istihkakımı temin için kitapçıya ve VCD filmler satan bir elektronikçiye uğramam gerekiyor. CD hafif cebime koyar, sonra rahat rahat kitapçıda raflardaki kitaplar ile temaşaya koyulurum fikri ile elektronikçinin yolunu tutuyorum. Üç sepet dolusu ikinci el VCD film. Ama içlerinde dişe dokunur bir şey yok. Üçüncü sepetin içinde VHS, Betamax video kasetleri dikkatimi çekiyor. 1.000 TL lik fiyat cazip geliyor sanırım (Bugünkü 1 TL). Beynimde hemen bir proje senaryosu beliriyor. Videoyu uydu cihazına bağla, istediğin filmi, programı, belgeseli kaydet. Bir VHS kaset fiyatına neredeyse 10 kaset. Yarısı bozuk çıksa yine kardayız. Tüm kasetleri topluyorum sanırım yirmiye yakın.
…
Bilgisayarımı açıyorum, antika sayılabilcek yaşta bir VHS player&recorder artık kasetleri izleme inceleme vakti. Sağlamlıklarını kontrol ediyorum. İkisi hariç diğerleri fiziksel olarak problemsiz görünüyor. Sanırım kasetlerin etiketleri de ilginç. “Bizim Mevlanamız”, “Kaybettiklerimiz”, “Eyüp Sultan”, “Süleymaniye”, “Sahibini Arayan Madalya”… Birkaç kaset hasarlı, “STV Video Dergi”, “İyi Kötü Çirkin”... Şeritler sağlam ise “İyi Kötü Çirkin”i kurtarmaya değer diyerek, itina ile zaten kırık olan kaseti parçalara ayırıyorum. Sonra tekrar başka bir VHS kaset kutusuna yerleştirip vidalıyorum.
…
Sanırım elektronikçi aldığı parayı hak etti. Kasetleri, sadece kaydetmek maksadı ile kullanmamaya karar verdim. Önce içindekileri bilgisayara aktarıp hepsini VCD’ye dönüştürmek gerekiyor. En ilginç kaset “STV Video-Dergi” Kültür Bakanlığı bandrolü taşıyor. Şu anki SAMANYOLU TV’nin “AYNA” programını sunan Saim BALCI programı açıyor. Görüntüler sanırım 90’lı yılların başlarından kalma. Çünkü Saim bey lise öğrencisi gibi gayet basit düzenlenmiş bir stüdyo ortamında (belki de stüdyo bile değil) programı açıyor, ardından farklı haber programlarından kesilip montajlanmış bir programı sunmaya başlıyor.
…
Konu o kadar ilginç ki bütün teknik problemleri göz ardı ediyorum. 10 Aralık İnsan Hakları Günü ile ilgili hazırlanmış bir video-belgesel. Kızılderili ve Vietnam katliamları ile başlıyor görüntüler. Montaj görüntülerde arka plandaki ses Yusuf Ziya ÖZKAN’a ait. Birleşmiş Milletler, ABD, İsrail, Rusya, Sırbistan ve AGİT üyelerine veryansın programı. Şu anki “AYNA” programı gibi bir seyyah programı falan değil yani… İzlediğinizde, sam amcaya savaş açmak geliyor içinizden. Her halde sam’in torunları görüntüleri izlese Saim Balcı’yı ABD’ye sokmazlar. Sırayla Filistin, ABD siyah-beyaz, Bakü, Karabağ katliamları, Saraybosna Boşnak katliamı…
…
Filistinle birlikte içiniz burkuluyor, Bakü ve Karabağ görüntülerini izleyip de gözlerin yaşarmaması yüreklerin kabarmaması mümkün değil. Kaset bitiyor, monitörün başında ben de bitiyorum. Zihnimde parçaları birleştirmeye başlıyorum. 1990-91’de Tercüman gazetesinin Azerbaycan bayrağı dağıtıp tüm Türkiye’yi protestoya çağırdığı, merhum Cumhurbaşkanı Özal ile Pavlov’un İtleri polemiğini yaşadığı yıllar. Yaklaşık 10.000 lik tirajı ile ZAMAN gazetesinin katliamı haber sütunlarına taşırken o zamanki tabir ile “BOYALI BASIN”ın katliama sessizliğine isyanı kulaklarımda yankılanıyor. Sonra Mehmet Aslan’ın mürekkebinden, Hasan SAĞINDIK’ın yorumuyla “Ağla Karanfil” çırpınışları…
…
Sanırım kaset tarihi misyonunu gerçekleştirmek üzere… Kasetin CD’ye aktarılmasının üzerinden de bir on yıl daha geçmiş. Gündem hala aynı. TÜRKLER SOYKIRIM YAPTI !? Çatlak sesin merkezi bazen ABD, bazen FRANSA, bazen RUSYA, bazen İSRAİL, bazen İTALYA, bazen İSVİÇRE…
Siz, istediğiniz kadar belge bilgi çıkartın bu hunharların karşısına… Onlar yine de bize soykırımcı demeye devam edecekler. Bizim gayretimiz onca hahuylanın içinde kem kafa, ham akıl, ayakkabı entelektüelinin de çıkıp aman biz de özür diliyoruz canım diyenlere “GÖR BRE AHMAK” çabası. Yalan ve dolanla kürenin üstünü ve altını insanca yaşanamaz hale getirenlerin soylarını Allah’a havale ederken, akıl, iz’an, insaf sahiplerinin hangi memlekette olursa olsun soylarının tükenmemesi umudu ile…