TERÖRÜ KİM BESLİYOR

TERÖRÜ KİM BESLİYOR

20. yy’da iki büyük dünya savaşı yaşandı. Birincisi 1914-1918, ikincisi 1939-1945 yılları arasında . Birincisinde 15 milyon ikincisinde 45 milyon insan hayatını kaybetti. 20. Yüzyılda siyasi sınırların belirlenmesinde ve değişmesinde bu iki savaşın etkileri çok büyüktür. Hem de yapılan barış görüşmelerinden daha etkilidir. Çünkü sınırların büyük kısmı barış görüşmelerine savaşlardaki fiili durum üzerinden yansıdı. II. Dünya Savaşı’ndan sonra küresel ekonomiyi ve gücü elinde bulundurmak isteyenler bir şekilde barış havariliği yaparak kamuoylarını yatıştırmaya çalıştılar. Aslında savaş hiç bitmedi.

Savaş bitmedi. Sadece kimlik değiştirdi, kılıf değiştirdi, makyaj tazeledi. Ordular, savaşarak güç dengelerini değiştirmenin aracı olmaktan ziyade caydırarak 1945 sonrası dengeleri korumanın unsuru haline getirildiler. Savaşın meşru unsurları mümkün olduğunca savaş alanlarından uzak tutuldular. Yerine istihbaratçılar, silah tüccarları, uyuşturucu baronları, inanç tacirleri, kara-beyaz-gri propagandistler, teknoloji simsarları, insan kaçakçıları, manipülasyon azmanı medya unsurları ve nihayet en ilkel halleri ile terör örgütleri sahne aldılar. Savaş bitmedi. Israrla savaşlar demiyorum. Çünkü tüm çatışmalar tek bir savaşın argümanları toplamda. Savaşın gayr-ı meşru argümanlarının üretmiş oldukları kaosun ardına saklanan ve hesaplanması ancak tahminlerle mümkün olabilen muazzam bir ekonomi ve işgücü ortaya çıktı. Küresel ölçekte gayr-ı meşru, gayr-ı nizami üretilen bu ekonomiden kim ya da kimlerin pay aldığını tespit etmek ancak malumun ilanı olacaktır. Böyle bir ortamda terörü salt Türkiye Cumhuriyeti’nin ya da bu ülke üzerinde yaşayanların sorunu olarak görmek, görme duyusunun milyarda birini kullanabilme marifeti ile izah edilebilir. ', '

1945’ten sonra yeni patronların kürede nasıl bir paylaşım önerdiklerini kimin payına kimin düştüğünü aleni olarak bilmesek de tahmin edebiliyoruz. Fakat 1918’den sonra oluşacak yeni düzen için yapılan çalışmalar Rusya’nın marifeti ile düzen kurulmadan öğrenilmişti. 1917’de savaştan çekilen Rusya malumunuz yapılan gizli antlaşmaların büyük bir kısmını açıklamıştı.

Tarih derslerinin ve uluslarlarası ilişkiler bölümlerinin I. Dünya Savaşı’ndaki itilaf ve ittifak gruplarının şekillenmesini anlatabilmek için vazgeçilmez konu başlıklarıdır, gizli antlaşmalar. Bugün okuyucularıma gizli antlaşmalara farklı bir açıdan bakmalarını tavsiye ediyorum. Lütfen kağıt kalemi alsınlar ve aşağıdaki soruların cevabını bulmaya çalışsınlar:

  • · Hangi ülkeye hangi bölgeni verilmesi öngörülmektedir?
  • · Paylaşımı yöneten lider ülke hangisidir?
  • · Hangi ülkelerin payı bir başka antlaşma ile bir başka ülkeye vaad edilmiştir? Yani çifte rezervasyon yapılmıştır.
  • · Paylaşılan ülke hangisidir?
  • · Paylaşılan coğrafya neresidir?
  • · Anılan coğrafya neden bu kadar değerlidir?
  • · Paylaşım gerçekleşmiş midir? Sorusunun yanıtını da daha sonraya bırakın.

Soruları cevaplamanız kolay olsun diye de I. Dünya Savaşı’na giden yolda yapılan antlaşmaları da yazımın ekinde sunuyorum. Pratik olsun diye sadece özet bilgi verdim, detaydan kaçındım. Daha pratik bir çalışma için harita kullanmanızı tavsiye ederim. II. Dünya Savaşı’nı çalışmak isteyen okurlarımız da aynı yöntemi kullanarak ve de ABD’yi ilave etmeyi unutmadan gerçekleştirebilirler.

Siz, yukarıdaki soruların cevabını hazırlaya durun… Benim beynimi kemiren iri puntolu bir soru daha var: “DÜN, BU PLANLARI YAPANLAR; BUGÜN, NEDEN VAZGEÇMİŞ OLSUNLAR Kİ?”

 

Sizce terörü kim besliyor?

 

I. DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ GİZLİ ANTLAŞMALAR

REVAL GÖRÜŞMELERİ, 1908

9 Haziran 1908 sabahı Finlandiya Körfezinde Baltık kıyısındaki Reval bu günkü Estonya''nın başkenti Tallin''de İngiltere Kralı VII. Edward ile Rus Çarı Nikola bir araya geldiler. İngiltere ve Rusya, Almanya''ya karşı duydukları ortak korkudan dolayı gittikçe birbirlerine daha da yakınlaşmaktaydı ve bu nedenle her iki ülkenin devlet adamları aralarındaki sorunların bazılarını çözmeye çalışıyorlardı.İki hükümdarın katıldığı Reval görüşmesinde İran, Afgan hududu, Girit, Balkan demiryolları ve Makedonya gibi çeşitli konular masaya yatırıldı. Ayrıca Almanya ve Avusturya’ya karşı izlenecek politika da görüşüldü.Görüşmeler hakkında net bir açıklama yapılmaması "Osmanlı devletin parçalanacağı düşüncesini" güçlendirdi.

I. Dünya Savaşı sırasında, 29 Nisan 1916''da Kut''ül Ammare Kuşatması sonrasında İngiliz kuvvetlerinin Osmanlı 6. Ordusu karşısında bozguna uğramasından 17 gün sonra 16 Mayıs 1916 tarihinde İngiltere ve Fransa arasında yapılan ve Türkiye''nin Orta Doğu topraklarının paylaşılmasını öngören gizli antlaşmadır.

SYKES-PICOT ANTLAŞMASI, 1915

1915''te Arabistan Yarımadası''nı ele geçiren İngiltere, Türkiyeye karşı ayaklanan Mekke''li Şerif Hüseyin''i destekleyerek Irak ve Filistin toprakları üzerinde kendisine bağımlı bir Arap devleti kuracaktı. Rusya''nın onayı ile imzalanan bu antlaşmaya göre;

1.Rusya''ya, Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis ile Güneydoğu Anadolu''nun bir kısmı,

2.Fransa''ya, Doğu Akdeniz bölgesi, Adana, Antep, Urfa, Diyarbakır, Musul ile Suriye kıyıları,

3.İngiltere''ye Hayfa ve Akka limanları, Bağdat ile Basra ve Güney Mezopotamya verilecektir.

4.Fransa ile İngiltere''nin elde ettiği topraklarda Arap devletleri konfederasyonu veya Fransız ve İngiliz denetiminde tek bir Arap devleti kurulacak,

5.İskenderun serbest liman olacak,

6.Filistin''de, kutsal yerleşim yeri olması nedeniyle bir uluslararası yönetim kurulacaktır.

1917 devriminden sonra Rusya antlaşmadan vazgeçmiş, Lenin gizli olan bu anlaşmayı dünya kamuoyuna açıklamıştır.

Londra Antlaşması, 1915

İtilâf devletleri, İtalya’yı müttefik olarak yanlarında savaşa sokmak amacıyla, 26 Nisan 1915’de Londra’da yapılan antlaşmalarla Osmanlı Devleti topraklarından pay verdiler. Buna göre; İtalya’ya Antalya havalisi verildi ve İtalya 20 Mayıs 1915’te Avusturya’ya savaş ilân etti. Çanakkale savaşlarının yoğunlaştığı günlerde ise, yani Ağustos 1915’te Almanya ve Osmanlı Devleti’ne savaş açtı. Bu antlaşma ile müttefikleri, İtalya’nın Trablusgarp’i ve 12 Ada’yı ilhak etmesini de kabul ettiklerini açıklamışlardı.

Petrograt Protokolü, 1916

Bu antlaşma Rusya, Fransa ve İngiltere arasında imzalandı.Rusya''ya, İngiltere ve Fransa’nın Orta Doğu çıkarlarını kabul etmesine karşılık boğazlar bölgesine ek olarak Trabzon’a kadar Doğu Karadeniz, Erzurum, Van ve Bitlis verildi.

Mc Mahon Antlaşması,1915

1915 Temmuzunda, İngiltere’nin Mısır Yüksek Komiseri Mc Mahon’a bir mektup yazarak bazı isteklerde bulundu. Hüseyin ile McMahon arasındaki mektuplaşmalar 1916 Martına kadar sürdü.

Hüseyin 1915 Temmuzundaki ilk mektubunda şu isteklerde bulunuyordu: 1) Savaştan sonra, Hüseyin’in başında bulunacağı tek bir Arap Devleti veya bir Arap Devletleri Konfederasyonu kurulacaktı. 2) Bu devletin sınırları ise şöyle olacaktı: Kuzeyde 37 nci enleme kadar olup Mersin, Adana, Birecik, Urfa, Mardin ve Midyat’ı da içine alan ve İran sınırına kadar uzanan topraklar. Keza, Basra Körfezi’ne kadar olan bölge (Mezopotamya) ile Kızıldeniz’den Akdenize kadar olan bölge. 3) Bu Arap Devleti ile İngiltere arasında 15 yıllık bir ittifak imzalanacak ve bütün Arap ülkelerindeki ekonomik teşebbüslerde İngiltere’ye öncelik tanınacaktı. 4) Nihayet, İngiltere, “Arap İslâm Hilâfeti”ni de tanıyacaktır. Yani Hüseyin İslâm’ın Halifesi olacak ve bunu da Hıristiyan İngiltere onaylayacaktır.

İngiltere verdiği cevapta, 37 nci paralelin altındaki Türk topraklarının Arap olmaması hasebile, Hüseyin’e verilemeyeceğini bildirdi. Hüseyin, “Asil İngiliz İmparatorluğu’na duyduğu saygı dolayısıyla”, İngiltere’nin bu itirazını kabul etti. Diğer topraklara gelince; İngiltere, savaşın sonunu görmeden şimdiden böyle müphem taahhütlerde bulunamayacağını bildirdi. Hüseyin bu konuda ısrarlı olduysa da, İngiltere’nin kararlılığını değiştiremedi. Zira İngiltere bu sırada Fransa ile Orta Doğu’yu paylaşma çabası içindeydi. Hüseyin’in ısrarları karşısında İngiltere, sonunda, Bağdat ve Basra vilâyetlerinde İngiltere’nin “özel çıkarları” olduğunu bildirmek zorunda kaldı.

Tek Arap devleti veya Arap devletleri konfederasyonu konusunda da İngiltere kesin bir taahhüde girmeyip, “durum elverdikçe”, “uygun hükümet şekillerinin kurulmasına yardımcı olacağını” bildirmekle yetindi

Balfour Deklerasyonu, 1917

Lloyd George''un başbakanlığındaki İngiliz savaş kabinesinde dışişleri bakanı olan Althur Balfour''un girişimiyle başlatılan ve sonuçta Filistin''de bir Yahudi devletinin -İsrail- kurulmasıyla sonuçlanan girişimdir. 1917 yılındaki bu deklerasyon, ilk Balfour Deklarasyonudur. Balfour girişimiyle 1926 yılında, İngiliz sömürgeleri konusunda ikinci bir Balfour Deklarasyonu yapılmıştır.

Lord Arthur Balfour, 2 Kasım 1917 tarihinde uluslararası Siyonist hereketin liderlerinden olan Lord Rothschild''e bir mektup göndererek, Filistin topraklarında bir Musevi devleti kurulması konusunda İngiliz hükümetinin destek vereceğini bildirmiştir. İngilizlerin Araplara yatırım yaptığı bir dönem olduğu için, bildiride ‘ülkedeki öteki sakinlerin medeni ve dinsel haklarının ihlal edilmemesi’ şart koşulmuştur.

Saint Jean De Maurienne Antlaşması, 1917

Dünya Savaşı''nın sonlarına doğru, itilaf devletlerinin (İngiltere, Fransa ve İtalya) Osmanlı devletinin yıkılması durumunda ortaya çıkacak olan "toprak mirası"nı nasıl paylaşacaklarını belirleyen antlaşmalardan biri. Antlaşma Nisan 1917 tarihinde yapıldı. Buna göre, Fransa''ya Adana; İtalya''ya ise İzmir-Kayseri-Mersin üçgeni arasında bulunan güneybatı Anadolu bölgesi veriliyordu. Antlaşma, 18 Ağustos-26 Eylül 1917 tarihleri arasında üç devlet tarafından onaylandı.

Makale Görünüm Sayısı
1290446

Sponsorlar

14 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

www.etarih.com Tarih, Edebiyat, Sanat, Kültür, Fikir, Dünyası

Tarih Öğretmenlerine ve Tarih Öğrenenlere Kaynak

iletisim@etarih.com +90 505 407 68 74